Denemelerim

blog'a geri dön

11 yorum var - 14 Haziran 2008 22:31

On iki yıl öncesini hatırlamak hiç de zor gelmiyor. Kendimi güzel karıma tanıtmaya çalıştığım yılların hemen başıydı. Başka bir memlekette başka insanlarla yaşamaya başlayalı ise tam dört yıl olmuştu. Mahallemizdeki üç Türk’ten biri olduğu için onu tanıyordum. Orta boylu, sarışın, mavi gözlü, biraz zayıf bir kadındı. Mahallemizin en alımlı ve güzel kadını oydu. Benden on altı yaş büyüktü. Mahallemizdeki diğer iki Türk ise bir Fransızca öğretmeni ve onun eşiydi. Hiç çocukları olmamıştı. Beni ara sıra yemeğe davet ederlerdi. Yabancı memlekette ailemden uzakta okuduğum için bana sürekli yaşadığım zorlukları hatırlatırlardı. Onlarla ve güzel karımla, tabii ki o zamanlar onun için sadece bir öğrenciydim, sokakta sık sık karşılaşır ve kibarca selamlaşırdık. Ona içten içe öylesine aşık olmuştum ki her gün markete, kitapçıya ya da başka bir yere giderdim belki görüşürüz de selamlaşırız diye. Bazı günler onu göremezdim. Öyle günlerde sanki o benim sevgilimmiş gibi hesap sorasım gelir başka bir buluşmayı iple çekerdim. Gün gelip karşılaştığımızda ise tüm kuşkularım dağılır giderdi.

Yine bir sabah süt almak için markete gittiğimde onu gördüm ve selamlaştık. Çok mutluydu. Onun mutluluğu beni de mutlu etmişti. Okulda tüm gün gülümseyerek derslere girdim çıktım. Akşam okul dönüşü hızlı adımlarla evine gittiğini gördüm. Çok telaşlıydı. Onu hiç öyle görmemiştim. Merakımdan uyuyamadım. Bütün gece pencerenin önünde dışarıyı izledim. Sanki çıkıp bana açıklama yapacakmış gibi. Ertesi sabah bu durumda okula gidemezdim. Birbirlerine gidip geldiklerini bildiğim kitapçıda çalışan kıza gittim. Utana sıkıla ona ne olduğunu sordum. Bazı borçları yüzünden mahkemeye verildiği ve sınır dışı edileceğini öğrendim. O an ki ruh halimi anlatabilecek bir kelimenin varlığından şüpheliyim. Tüm cesaretimi toplayıp ona gittim. Tabii biraz içmem gerekti. Yoksa bu cesareti asla kendimde bulamazdım. Kapısını vurdum ve kapıyı açtı. Beni gördüğünde ona saldıracağımı sandı sanırım ki bir iki adım geri çekildi. Nefes nefese kalmış cümlelerimle olanları bildiğimi bana daha detaylı bilgi vermesi gerektiğini söyledim. Benim için endişeleniyordu. Beni içeri aldı ve biraz sohbet ettik. Bana içki koktuğumu ben de buraya gelebilmem için gerekli olduğunu söyledim. Beni ilgilendirmediğini söyleyerek olanları anlatmak istemedi. Ama sonra ısrarıma ve çaresizliğine karşı koyamayıp her şeyi anlattı. Tek kelime etmeden evinden çıktım. Gece ailemi arayıp gerekli parayı istedim. Parayı nasıl istediğim ve ne gerekçe gösterdiğim yeni bir bölümü gerektirir. Ama maalesef kısa yazmak istiyorum. Ailem parayı gönderdi. Çok zor oldu ama borçlarını ödememi kabul ettirdim. Ama bunun bir borç olacağını söyleyip durdu bütün gece. Kendi elleriyle yaptığı bir kahve ikram etti. Hala tadını hatırlarım.

Bir süre geçmişti ki her şeyimi paylaştığım Matthew ve kitapçıdaki kız evlendiler. Matthew her şeyi ona anlatmış ve o da her şeyi karım demekten gurur duyduğum biriciğime. Çok geçmeden evime geldi ve her şeyi bildiğini anlattı. Bana olan borcunu ödeyemeyeceğini buna karşılık şayet kabul edersem benimle evlenmek istediğini söyledi. Hemen kabul ettim ve evlendik. Mutlu bir beraberliğimiz vardı. Birbirimizi anlıyor aramızdaki yaş farkını hiç sorun etmiyorduk. Bizim evliliğimizden sanki herkes mutlu gibiydi.

Bütün bunları yazmamın tek bir sebebi var. Karım, evliliğimizin ikinci yıl dönümünde bana sadakatim için şükürlerini sunarken yaşım hakkında ilk kez konuşmuştu. Bana çok genç olduğumu ve bir süre sonra onu aldatacağımı söyledi. Cevap vermedim. Aradan geçen yıllarda benden sürekli şüphelendi. Beni asla suçlamadı ama hep bir şüphesi vardı bana karşı. Bugün evliliğimizin on ikinci yıl dönümü. Karımın onu aldatmamı beklediği günden tam on yıl sonrası. Evet, çok genç birisiydim ama asla sadakatsiz değildim. Çünkü seni gerçekten seviyorum.

E.P.

bu denemelerin tadı daha hoş olmaya başladı sanki
yüreğine sağlık...
tam gaz devam=))

jade libra  14 Haziran 2008 22:33  

kalemine sağlık kardeşimmm.. detaylarınıda bekliyoruss :)

rEbEl aViAtOr  14 Haziran 2008 22:34  

ben bir çırpıda okudum,sen bir çırpıdamı yzdın bilemem:)

fenn  15 Haziran 2008 00:59  

evet öyle oldu :)

infatuationlove  15 Haziran 2008 01:02  

Şüphe, iki ucu keskin bir bıçak gibi ...
Yıllar, su gibi akıp gidiyor ellerimden.

İçindeki o beyaz ipek mendil gibi sadakatini görüyorum, ama bıçağımı kınına geri sokamıyorum...

Ah, nasıl da güzel uyanıyorsun her sabah,
Ve nasıl kanatlandırıyorsun kalbimi.

Hiç olmadığım yaşta ve hiç olmadığım kentlerde,
Binlerce güzel anım var, her biri seninle.

Seni çok seviyorum...

*As a response*

semiz cumhuriyeti  15 Haziran 2008 19:27  

ben buna puanı basarım kardeş.

canbirik  15 Haziran 2008 19:47  

eyvallah kardeş :)

infatuationlove  15 Haziran 2008 21:21  

1 den fazla puan basası geliyo insanın böle yazılara..

PUDUHEPA  15 Haziran 2008 21:39  

yeryüzünde türüne az rastlanır sevgiler..belki böle sevgiyi yaşamak hayali..sahip olmak zamana yayılan ve bitmeyen sevgilere..

PUDUHEPA  15 Haziran 2008 21:51  

sadece ayakta alkışlıyorum sizi......söylenecek pekde bi şey bırakmamışsınız insana.........

gulin  11 Temmuz 2008 20:31  
bu yazıya puanı basanlar: